Son notu yazalı oldukça uzun süre oldu. Buradaki bitmek tükenmek bilmeyen yılbaşı partileri benim bir haftalık periyodu bozmama yol açtı. Gerçi daha da iyi oldu herhalde çünkü haftalık yayınlanan notları kimse okumuyordu artık herhalde
Her neyse bu not biraz uzun olacak sanırım, anlatmaya yılbaşı eğlenceleri ve yılbaşı gecesi ile başlayacağım. Burada yılbaşı kutlaması gerçekten neredeyse bir aya yakın sürüyor. Önce Katoliklerin noeli olan 26 Aralık’ta kutlama başlıyor. Burada yaşayan tüm arkadaşlarım bu tür günlerin birer aile tatili olduğu ve mekanların çok dolu olmayabileceğini söylese de 25 Aralık gecesi 5 tane kulüp gezmemize rağmen hiçbirine giremedik ve insanlar sokakta içip takılıyordu. Bunu not düşüp yılbaşını anlatmaya geçeyim. Daha önceki plan yaptığımız ve fiyasko olan yılbaşlarından sonra How I met your mother daki gibi en iyi yılbaşı planlanmadığında geçendir mantığı ile hareket etmeye karar verdim. İlk kez Minsk gibi bir yerde yılbaşı kutlayacağım için o gece bir kulübe gitmek yerine dışarıda geçirmeyi ve meydanlarda insanların ne yaptığını görüp öyle takılmayı istedim. Kulübe daha sonra giderim diye düşünmüştüm. Bu arada yılbaşı gecesi bazı kulüplerin fiyatı 100 dolara yakın oluyor en aşağı 60-70 dolar oluyor ancak bunlar içeride yemek (bilmiyorum ne yemeği veriyorlar) ve sınırsız içki dahil organizasyonlar. Bunun dışında tek giriş alan birkaç kulüp var onlar da yılbaşı 25 milyonla 40 milyon arasında değişiyor ancak önceden bilet almadığınız takdirde içeride yer bulmak oldukça zor o yüzden kapıda kalabiliyorsunuz. Biz öncelikle yurttaki arkadaşlarla birlikte içip saat 12 de şehrin meydanlarından birinde yılbaşına girip ondan sonra bir mekana gitmek yönünde plan yapmıştık. Önce Bulbash votkamızı (Belarus’taki sayılı kaliteli votkalardan biri 75lik şişesi 9 milyona geliyor. Biraz pahalı olduğu için her zaman bundan içmiyoruz) alıp bir güzel içtikten sonra. Saat on ikiye doğru şampanyalarımızla (bu arada burada şampanya acaip ucuz bir şey şişesi 4-5 dolara geliyor mekanda açtırırsanız da 15 milyona geliyor Türkiye’ye dönünce şampanya krizim tutarsa ne yapacağım bilemiyorum) şehirde dolaşmaya başladık. Nemiga’da büyük buz pateni pistinin orada konser olacağını duyup oraya gittik ancak bir hazırlık olmadığını görünce şehrin ana meydanı olan ve Avrupa’nın Orta noktası kabul edilen Oktoberskaya meydanına geri döndük. Ha bu arada dönerken çişimiz geldi kiliseye işedik polisler biraz anlayışlı çıkmasa yeni yıla az daha gözaltında giriyorduk Ama valla işediğim şeyin kilise olduğunu fark edemeyecek kadar sarhoştum. Her neyse Oktoberskaya meydanı da tahmin ettiğimiz kadar kalabalık değildi ancak Devlet Sarayı’nın önünde oluşturulmuş buz pisti ve çam ağacının etrafında yüze yakın insan vardı. Yılbaşının hafif yağışlı ve soğuk bir güne denk gelmesi(gerçi en sıcak günde eksi beş derece hava) de sanırım bu sayıyı etkiledi. Her neyse yeni yıla şampanyalarımızı patlatarak girdik. Zaten meydanda coşkulu bir hava vardı ve insanlar birbiriyle kaynaşıyordu. Tabi bu bizim gaza gelip saat 2 gibi o kafayla buz pateni yapmamızı ve benim hala bacağımda morluklar ve kabuk bağlamış yaralar olması için yeterli bir gerekçe değildi
Her neyse yılbaşı oldukça eğlenceliydi ama öyle çok da unutulmayacak bir gece olarak geçmedi açıkçası. Toplamda 65 milyon civarı bir para harcadım. Bu gece kulübe giden arkadaşlar dudakları öpüşmekten mosmor döndü. Olm karılar delirmiş resmen gömleğimi parçaladılar filan dediler. Tabi bizim bu işlerde gözümüz olmadığı için pek aklımız kalmadı ama ilgilenenlere duyurulur. Yılbaşını Minsk’te geçirmek çok kötü bir fikir değilmiş.
Neyse asıl eğlenceli olan yılbaşından bir gün sonra couchsurferlar ile yaptığımız after new year partisi idi. Finlandiya ve Polonya’dan da arkadaşların katıldığı bu ev partisi gerçekten çok eğlenceli geçti. Özelliklede sınırdan gelen arkadaşların freeshoptan aldıkları absolute vodka insana evet ya votka buymuş dedirtiyordu. Bir tane sanırım Finlandiyalı kız ile sohbet ettim. Kız özel eğitim öğretmenliği mi ne okuyormuş. 7 dil biliyormuş ve değişim programı ile Türkiye’de Adana’ya veya Marmara üniversitesi mi bir yere gelmek istiyormuş. Sanırım kız bunu söyledikten sonraki aha manyak lan bu bakışımdan oldukça rahatsız oldu Ama haksız mıyım dostlar siz söyleyin sen Finlandiya’da eğitimi bırak Marmara’ya gel. Yok oldu olacak bi de Asena ol AQ
Neyse dediğim gibi burada yılbaşı kutlamaları oldukça uzun sürüyor. İki gün önce de yine bir ev partisinde Eski yeni yılı kutladık. BU eski yeni yıl bizim hicri takvime göre yeni yıl gibi bir şey yani bunların kullandığı eski takvimdeki yeni yılmış. Adamlar bir şeyleri kutlamaya yer arıyor resmen ya Benim doğum günüm de kadir gecesiymiş ben de her kadir gecesi doğum günü partisi istiyorum şöyle bol alkollü hediyeli mediyeli ama kimse yapmıo Gurbet ellerden size ince bir sitem yollayayım bari
Neyse yılbaşı muhabbetini kapatıp biraz yeni mekanlardan bahsedeyim sizelere. Bu yazmadığım notlar sırasında üç tane yeni mekan daha gördüm. Jeuravinka, Şayba ve Alcatras.
Bu mekanların özellikleri acaip ucuz olmaları (malum artık para bitti) ve ucuzluklarına rağmen güzel olmaları. Jeuravinka Türkler tarafından işletilen bir mekan olduğu için içeride tanıştığınız insanların Türkler’den nefret etme sorunu ile en az karşılaşacağınız yer aynı zamanda. Buraların da girişi hafta sonu 15-20 milyon civarında hafta içi yarı fiyatına düşüyor sanırım. Ama içeride bir şişe votka, bir şişe şampanya açtırıp bir de meyve tabağı söylediğinizde ve bir de sürahi portakal suyu aldığınızda ki bunlar üç kişiyi çok güzel sarhoş yapıyor. Ödeyeceğiniz para 45 milyon. Yani 30 milyona güzel içki içiyorsunuz ayrıca gece kulübünde takılıyorsunuz. Hafta sonları bu mekanlarda çeşitli dans ve striptiz şovları oluyor ancak masa kapmanız için biraz erken gitmeniz 11 30 gibi orada olmanız gerebilir özellikle Juerevincada. Juravinka’nın bir diğer özelliği ise spor giyim dolayısıyla çok geri çevrilebiliyorsunuz bu nedenle mümkünse hafif spor gözüken bir takımla gitmek (bu İtalyan stili oluyormuş) en mantıklısı. Tabi şansınıza güveniyorsanız 5 milyon ile bu mekanın kumarhanesinde rulet oynayıp ondan giriş paranızı çıkartmaya çalışabilirsiniz. Biz bunu bi kere başardık ama genelde o beş yada 10 milyonu da kaybediyoruz Gerçi yine de sanırım toplamda kardayız.
Bu coğrafyada nasıl bu kadar çok fahişe çıktığını da artık anlayabiliyorum. Buradaki kızlarda Taksiye para verme, yemekte kendi hesabın ödeme kendi içkisini ısmarlama diye bir kültür yok. Yani size deli gibi aşık olmuş bir kız bile olsa yine de sizin her şeyi ısmarlamanızı bekleyecektir. Hatta bu durum bazı kızlarda öyle bir hal alıyor ki arkadaşlar kızlar geleceği zaman dolaptaki içki ve yiyecekleri dahi saklıyor Ayrıca burada mesela sık görülen bir şey fahişe olmayan kızların bile para karşılığı birlikte olmayı seçebilmesi. Özellikle buraya tatil yapmak için gelen kızlardan bu talebi duyabiliyormuşsunuz. Ben bir örneğe rastladım oldukça komikti. Kız size önce sizden ne kadar hoşlandığını söylüyor ve birlikte olmak istediğini söyleyip iki seçenek sunuyor. İstersen yarın yemeğe çıkalım dansa gidelim sonra birlikte olalım ama bu sana 80 milyona patlar diyor onun yerine bu gece birlikte olalım sen de bana bir 30 milyon verirsen benim de tatil masrafım düşer diyor. Gerçekten enteresan insanlar. Buradaki arkadaşlık sitelerinde finansör arıyorum. Tatilimi finanse edecek birini arıyorum (seks mümkün) gibi opsiyonlar varmış arkadaşlar anlatınca inanmamıştım ama kendi gözümle gördüm. Yani gerçekten üzücü görüntüler eski bir Sovyet ülkesi için sanırım diyecek başka bir şey yok.
Bu arada sonunda ev tutmayı başardım ve o iğrenç yurttan kısmen de olsa kurtuldum. 500 dolara merkezde full eşyalı 3 oda ev bulduk. Burada emlakçıya gidiyorsunuz 100 dolar veriyorsunuz o size 4 er 4 er bulana kadar ev adresi veriyor sonra onlara kendiniz gidip eve bakıp ev sahibi ile anlaşmaya çalışıyorsunuz. Tabi bunun için Rusça bilmek gerekiyor Türkmen kızlar sağ olsun.
Burada tüm kızların ismi Lena, Maşa, Olga veya Julia. Benim couchsurfingten tanıştığım üç beş arkadaşın üzerine arkadaşların da çeviri yaptırmak için telefonuma kaydettikleri isimlerden sonra bu her isimden neredeyse 5 tane numara var. Mesajların kimden gelip kime gittiğini ben de bilmiyorum her şey çok karıştı. Bu tercümanlık işinden de sıkılmaya başladım. Romantik mesajları tercüme ederken çok gülüyorum ama gecenin bilmem kaçında seni özledim die mesajla uyanıorum hem de bu mesajlar ne bana gelmiş oluyor ne de atanları tanıyorum valla kötü oluyor.
Neyse şimdilik aklıma gelenler bu kadar. Birkaç kısa not daha yazıp bitireceğim.
- Burada bir arkadaşım bana köyden eski Sovyet kitapları getirdi. Ne kadarını Türkiye’ye taşıyabilirim bilmiyorum ama aralarında çok güzel şeyler var. Hele bir tane İngilizce öğrenme kitabı vardı o tam bombaydı ama onu geri aldı bulabilirsem ondan alacam bir tane. İçinde Lenin’in, John Reed’in basitleştirilmiş yazıları ve anılarıyla filan ders kitabı yapmışlar. İngilizceyi Avrupa ve Amerika’daki gençlik hareketlerini okuyarak öğreniyorsunuz. Oldukça güzel bir kaynak İngilizce ders vermek için.
- Buradaki bir arkadaşım beni yüzmeye çağırdı ben de hemen kabul ettim. Ancak bunun dini bir şey olduğunu gelmezsem anlayacağını söyledi ben de sorun değil yeni kültürleri tanımak benim için bir zevk diye entellik yaptım. Psikopatlar 19 Ocak’ta buzlu nehir ve göllere girip yüzecekmiş. Bana bunu söylememişti şimdi götüm götüm kaçacak yer arıyorum. 19 Ocak’a iş koymam lazım:P
- Bu arada kaldığım evde neredeyse tüm Rus klasikleri var. Buradan da Çernişevski’den Nasıl Yapmalı’yı çalmayı düşünüyorum.
- Arkadaşa annesi Türkiye’den kavurma yollamış. Acaip özlemişim bir de rakı olsaydı benden mutlusu yoktu neyse artık Türkiye’de yer içerim
16 Ocak 2010 Cumartesi
Belarus Notları-7
Son notu yazalı oldukça uzun süre oldu. Buradaki bitmek tükenmek bilmeyen yılbaşı partileri benim bir haftalık periyodu bozmama yol açtı. Gerçi daha da iyi oldu herhalde çünkü haftalık yayınlanan notları kimse okumuyordu artık herhalde
Her neyse bu not biraz uzun olacak sanırım, anlatmaya yılbaşı eğlenceleri ve yılbaşı gecesi ile başlayacağım. Burada yılbaşı kutlaması gerçekten neredeyse bir aya yakın sürüyor. Önce Katoliklerin noeli olan 26 Aralık’ta kutlama başlıyor. Burada yaşayan tüm arkadaşlarım bu tür günlerin birer aile tatili olduğu ve mekanların çok dolu olmayabileceğini söylese de 25 Aralık gecesi 5 tane kulüp gezmemize rağmen hiçbirine giremedik ve insanlar sokakta içip takılıyordu. Bunu not düşüp yılbaşını anlatmaya geçeyim. Daha önceki plan yaptığımız ve fiyasko olan yılbaşlarından sonra How I met your mother daki gibi en iyi yılbaşı planlanmadığında geçendir mantığı ile hareket etmeye karar verdim. İlk kez Minsk gibi bir yerde yılbaşı kutlayacağım için o gece bir kulübe gitmek yerine dışarıda geçirmeyi ve meydanlarda insanların ne yaptığını görüp öyle takılmayı istedim. Kulübe daha sonra giderim diye düşünmüştüm. Bu arada yılbaşı gecesi bazı kulüplerin fiyatı 100 dolara yakın oluyor en aşağı 60-70 dolar oluyor ancak bunlar içeride yemek (bilmiyorum ne yemeği veriyorlar) ve sınırsız içki dahil organizasyonlar. Bunun dışında tek giriş alan birkaç kulüp var onlar da yılbaşı 25 milyonla 40 milyon arasında değişiyor ancak önceden bilet almadığınız takdirde içeride yer bulmak oldukça zor o yüzden kapıda kalabiliyorsunuz. Biz öncelikle yurttaki arkadaşlarla birlikte içip saat 12 de şehrin meydanlarından birinde yılbaşına girip ondan sonra bir mekana gitmek yönünde plan yapmıştık. Önce Bulbash votkamızı (Belarus’taki sayılı kaliteli votkalardan biri 75lik şişesi 9 milyona geliyor. Biraz pahalı olduğu için her zaman bundan içmiyoruz) alıp bir güzel içtikten sonra. Saat on ikiye doğru şampanyalarımızla (bu arada burada şampanya acaip ucuz bir şey şişesi 4-5 dolara geliyor mekanda açtırırsanız da 15 milyona geliyor Türkiye’ye dönünce şampanya krizim tutarsa ne yapacağım bilemiyorum) şehirde dolaşmaya başladık. Nemiga’da büyük buz pateni pistinin orada konser olacağını duyup oraya gittik ancak bir hazırlık olmadığını görünce şehrin ana meydanı olan ve Avrupa’nın Orta noktası kabul edilen Oktoberskaya meydanına geri döndük. Ha bu arada dönerken çişimiz geldi kiliseye işedik polisler biraz anlayışlı çıkmasa yeni yıla az daha gözaltında giriyorduk Ama valla işediğim şeyin kilise olduğunu fark edemeyecek kadar sarhoştum. Her neyse Oktoberskaya meydanı da tahmin ettiğimiz kadar kalabalık değildi ancak Devlet Sarayı’nın önünde oluşturulmuş buz pisti ve çam ağacının etrafında yüze yakın insan vardı. Yılbaşının hafif yağışlı ve soğuk bir güne denk gelmesi(gerçi en sıcak günde eksi beş derece hava) de sanırım bu sayıyı etkiledi. Her neyse yeni yıla şampanyalarımızı patlatarak girdik. Zaten meydanda coşkulu bir hava vardı ve insanlar birbiriyle kaynaşıyordu. Tabi bu bizim gaza gelip saat 2 gibi o kafayla buz pateni yapmamızı ve benim hala bacağımda morluklar ve kabuk bağlamış yaralar olması için yeterli bir gerekçe değildi
Her neyse yılbaşı oldukça eğlenceliydi ama öyle çok da unutulmayacak bir gece olarak geçmedi açıkçası. Toplamda 65 milyon civarı bir para harcadım. Bu gece kulübe giden arkadaşlar dudakları öpüşmekten mosmor döndü. Olm karılar delirmiş resmen gömleğimi parçaladılar filan dediler. Tabi bizim bu işlerde gözümüz olmadığı için pek aklımız kalmadı ama ilgilenenlere duyurulur. Yılbaşını Minsk’te geçirmek çok kötü bir fikir değilmiş.
Neyse asıl eğlenceli olan yılbaşından bir gün sonra couchsurferlar ile yaptığımız after new year partisi idi. Finlandiya ve Polonya’dan da arkadaşların katıldığı bu ev partisi gerçekten çok eğlenceli geçti. Özelliklede sınırdan gelen arkadaşların freeshoptan aldıkları absolute vodka insana evet ya votka buymuş dedirtiyordu. Bir tane sanırım Finlandiyalı kız ile sohbet ettim. Kız özel eğitim öğretmenliği mi ne okuyormuş. 7 dil biliyormuş ve değişim programı ile Türkiye’de Adana’ya veya Marmara üniversitesi mi bir yere gelmek istiyormuş. Sanırım kız bunu söyledikten sonraki aha manyak lan bu bakışımdan oldukça rahatsız oldu Ama haksız mıyım dostlar siz söyleyin sen Finlandiya’da eğitimi bırak Marmara’ya gel. Yok oldu olacak bi de Asena ol AQ
Neyse dediğim gibi burada yılbaşı kutlamaları oldukça uzun sürüyor. İki gün önce de yine bir ev partisinde Eski yeni yılı kutladık. BU eski yeni yıl bizim hicri takvime göre yeni yıl gibi bir şey yani bunların kullandığı eski takvimdeki yeni yılmış. Adamlar bir şeyleri kutlamaya yer arıyor resmen ya Benim doğum günüm de kadir gecesiymiş ben de her kadir gecesi doğum günü partisi istiyorum şöyle bol alkollü hediyeli mediyeli ama kimse yapmıo Gurbet ellerden size ince bir sitem yollayayım bari
Neyse yılbaşı muhabbetini kapatıp biraz yeni mekanlardan bahsedeyim sizelere. Bu yazmadığım notlar sırasında üç tane yeni mekan daha gördüm. Jeuravinka, Şayba ve Alcatras.
Bu mekanların özellikleri acaip ucuz olmaları (malum artık para bitti) ve ucuzluklarına rağmen güzel olmaları. Jeuravinka Türkler tarafından işletilen bir mekan olduğu için içeride tanıştığınız insanların Türkler’den nefret etme sorunu ile en az karşılaşacağınız yer aynı zamanda. Buraların da girişi hafta sonu 15-20 milyon civarında hafta içi yarı fiyatına düşüyor sanırım. Ama içeride bir şişe votka, bir şişe şampanya açtırıp bir de meyve tabağı söylediğinizde ve bir de sürahi portakal suyu aldığınızda ki bunlar üç kişiyi çok güzel sarhoş yapıyor. Ödeyeceğiniz para 45 milyon. Yani 30 milyona güzel içki içiyorsunuz ayrıca gece kulübünde takılıyorsunuz. Hafta sonları bu mekanlarda çeşitli dans ve striptiz şovları oluyor ancak masa kapmanız için biraz erken gitmeniz 11 30 gibi orada olmanız gerebilir özellikle Juerevincada. Juravinka’nın bir diğer özelliği ise spor giyim dolayısıyla çok geri çevrilebiliyorsunuz bu nedenle mümkünse hafif spor gözüken bir takımla gitmek (bu İtalyan stili oluyormuş) en mantıklısı. Tabi şansınıza güveniyorsanız 5 milyon ile bu mekanın kumarhanesinde rulet oynayıp ondan giriş paranızı çıkartmaya çalışabilirsiniz. Biz bunu bi kere başardık ama genelde o beş yada 10 milyonu da kaybediyoruz Gerçi yine de sanırım toplamda kardayız.
Bu coğrafyada nasıl bu kadar çok fahişe çıktığını da artık anlayabiliyorum. Buradaki kızlarda Taksiye para verme, yemekte kendi hesabın ödeme kendi içkisini ısmarlama diye bir kültür yok. Yani size deli gibi aşık olmuş bir kız bile olsa yine de sizin her şeyi ısmarlamanızı bekleyecektir. Hatta bu durum bazı kızlarda öyle bir hal alıyor ki arkadaşlar kızlar geleceği zaman dolaptaki içki ve yiyecekleri dahi saklıyor Ayrıca burada mesela sık görülen bir şey fahişe olmayan kızların bile para karşılığı birlikte olmayı seçebilmesi. Özellikle buraya tatil yapmak için gelen kızlardan bu talebi duyabiliyormuşsunuz. Ben bir örneğe rastladım oldukça komikti. Kız size önce sizden ne kadar hoşlandığını söylüyor ve birlikte olmak istediğini söyleyip iki seçenek sunuyor. İstersen yarın yemeğe çıkalım dansa gidelim sonra birlikte olalım ama bu sana 80 milyona patlar diyor onun yerine bu gece birlikte olalım sen de bana bir 30 milyon verirsen benim de tatil masrafım düşer diyor. Gerçekten enteresan insanlar. Buradaki arkadaşlık sitelerinde finansör arıyorum. Tatilimi finanse edecek birini arıyorum (seks mümkün) gibi opsiyonlar varmış arkadaşlar anlatınca inanmamıştım ama kendi gözümle gördüm. Yani gerçekten üzücü görüntüler eski bir Sovyet ülkesi için sanırım diyecek başka bir şey yok.
Bu arada sonunda ev tutmayı başardım ve o iğrenç yurttan kısmen de olsa kurtuldum. 500 dolara merkezde full eşyalı 3 oda ev bulduk. Burada emlakçıya gidiyorsunuz 100 dolar veriyorsunuz o size 4 er 4 er bulana kadar ev adresi veriyor sonra onlara kendiniz gidip eve bakıp ev sahibi ile anlaşmaya çalışıyorsunuz. Tabi bunun için Rusça bilmek gerekiyor Türkmen kızlar sağ olsun.
Burada tüm kızların ismi Lena, Maşa, Olga veya Julia. Benim couchsurfingten tanıştığım üç beş arkadaşın üzerine arkadaşların da çeviri yaptırmak için telefonuma kaydettikleri isimlerden sonra bu her isimden neredeyse 5 tane numara var. Mesajların kimden gelip kime gittiğini ben de bilmiyorum her şey çok karıştı. Bu tercümanlık işinden de sıkılmaya başladım. Romantik mesajları tercüme ederken çok gülüyorum ama gecenin bilmem kaçında seni özledim die mesajla uyanıorum hem de bu mesajlar ne bana gelmiş oluyor ne de atanları tanıyorum valla kötü oluyor.
Neyse şimdilik aklıma gelenler bu kadar. Birkaç kısa not daha yazıp bitireceğim.
- Burada bir arkadaşım bana köyden eski Sovyet kitapları getirdi. Ne kadarını Türkiye’ye taşıyabilirim bilmiyorum ama aralarında çok güzel şeyler var. Hele bir tane İngilizce öğrenme kitabı vardı o tam bombaydı ama onu geri aldı bulabilirsem ondan alacam bir tane. İçinde Lenin’in, John Reed’in basitleştirilmiş yazıları ve anılarıyla filan ders kitabı yapmışlar. İngilizceyi Avrupa ve Amerika’daki gençlik hareketlerini okuyarak öğreniyorsunuz. Oldukça güzel bir kaynak İngilizce ders vermek için.
- Buradaki bir arkadaşım beni yüzmeye çağırdı ben de hemen kabul ettim. Ancak bunun dini bir şey olduğunu gelmezsem anlayacağını söyledi ben de sorun değil yeni kültürleri tanımak benim için bir zevk diye entellik yaptım. Psikopatlar 19 Ocak’ta buzlu nehir ve göllere girip yüzecekmiş. Bana bunu söylememişti şimdi götüm götüm kaçacak yer arıyorum. 19 Ocak’a iş koymam lazım:P
- Bu arada kaldığım evde neredeyse tüm Rus klasikleri var. Buradan da Çernişevski’den Nasıl Yapmalı’yı çalmayı düşünüyorum.
- Arkadaşa annesi Türkiye’den kavurma yollamış. Acaip özlemişim bir de rakı olsaydı benden mutlusu yoktu neyse artık Türkiye’de yer içerim
Her neyse bu not biraz uzun olacak sanırım, anlatmaya yılbaşı eğlenceleri ve yılbaşı gecesi ile başlayacağım. Burada yılbaşı kutlaması gerçekten neredeyse bir aya yakın sürüyor. Önce Katoliklerin noeli olan 26 Aralık’ta kutlama başlıyor. Burada yaşayan tüm arkadaşlarım bu tür günlerin birer aile tatili olduğu ve mekanların çok dolu olmayabileceğini söylese de 25 Aralık gecesi 5 tane kulüp gezmemize rağmen hiçbirine giremedik ve insanlar sokakta içip takılıyordu. Bunu not düşüp yılbaşını anlatmaya geçeyim. Daha önceki plan yaptığımız ve fiyasko olan yılbaşlarından sonra How I met your mother daki gibi en iyi yılbaşı planlanmadığında geçendir mantığı ile hareket etmeye karar verdim. İlk kez Minsk gibi bir yerde yılbaşı kutlayacağım için o gece bir kulübe gitmek yerine dışarıda geçirmeyi ve meydanlarda insanların ne yaptığını görüp öyle takılmayı istedim. Kulübe daha sonra giderim diye düşünmüştüm. Bu arada yılbaşı gecesi bazı kulüplerin fiyatı 100 dolara yakın oluyor en aşağı 60-70 dolar oluyor ancak bunlar içeride yemek (bilmiyorum ne yemeği veriyorlar) ve sınırsız içki dahil organizasyonlar. Bunun dışında tek giriş alan birkaç kulüp var onlar da yılbaşı 25 milyonla 40 milyon arasında değişiyor ancak önceden bilet almadığınız takdirde içeride yer bulmak oldukça zor o yüzden kapıda kalabiliyorsunuz. Biz öncelikle yurttaki arkadaşlarla birlikte içip saat 12 de şehrin meydanlarından birinde yılbaşına girip ondan sonra bir mekana gitmek yönünde plan yapmıştık. Önce Bulbash votkamızı (Belarus’taki sayılı kaliteli votkalardan biri 75lik şişesi 9 milyona geliyor. Biraz pahalı olduğu için her zaman bundan içmiyoruz) alıp bir güzel içtikten sonra. Saat on ikiye doğru şampanyalarımızla (bu arada burada şampanya acaip ucuz bir şey şişesi 4-5 dolara geliyor mekanda açtırırsanız da 15 milyona geliyor Türkiye’ye dönünce şampanya krizim tutarsa ne yapacağım bilemiyorum) şehirde dolaşmaya başladık. Nemiga’da büyük buz pateni pistinin orada konser olacağını duyup oraya gittik ancak bir hazırlık olmadığını görünce şehrin ana meydanı olan ve Avrupa’nın Orta noktası kabul edilen Oktoberskaya meydanına geri döndük. Ha bu arada dönerken çişimiz geldi kiliseye işedik polisler biraz anlayışlı çıkmasa yeni yıla az daha gözaltında giriyorduk Ama valla işediğim şeyin kilise olduğunu fark edemeyecek kadar sarhoştum. Her neyse Oktoberskaya meydanı da tahmin ettiğimiz kadar kalabalık değildi ancak Devlet Sarayı’nın önünde oluşturulmuş buz pisti ve çam ağacının etrafında yüze yakın insan vardı. Yılbaşının hafif yağışlı ve soğuk bir güne denk gelmesi(gerçi en sıcak günde eksi beş derece hava) de sanırım bu sayıyı etkiledi. Her neyse yeni yıla şampanyalarımızı patlatarak girdik. Zaten meydanda coşkulu bir hava vardı ve insanlar birbiriyle kaynaşıyordu. Tabi bu bizim gaza gelip saat 2 gibi o kafayla buz pateni yapmamızı ve benim hala bacağımda morluklar ve kabuk bağlamış yaralar olması için yeterli bir gerekçe değildi
Her neyse yılbaşı oldukça eğlenceliydi ama öyle çok da unutulmayacak bir gece olarak geçmedi açıkçası. Toplamda 65 milyon civarı bir para harcadım. Bu gece kulübe giden arkadaşlar dudakları öpüşmekten mosmor döndü. Olm karılar delirmiş resmen gömleğimi parçaladılar filan dediler. Tabi bizim bu işlerde gözümüz olmadığı için pek aklımız kalmadı ama ilgilenenlere duyurulur. Yılbaşını Minsk’te geçirmek çok kötü bir fikir değilmiş.
Neyse asıl eğlenceli olan yılbaşından bir gün sonra couchsurferlar ile yaptığımız after new year partisi idi. Finlandiya ve Polonya’dan da arkadaşların katıldığı bu ev partisi gerçekten çok eğlenceli geçti. Özelliklede sınırdan gelen arkadaşların freeshoptan aldıkları absolute vodka insana evet ya votka buymuş dedirtiyordu. Bir tane sanırım Finlandiyalı kız ile sohbet ettim. Kız özel eğitim öğretmenliği mi ne okuyormuş. 7 dil biliyormuş ve değişim programı ile Türkiye’de Adana’ya veya Marmara üniversitesi mi bir yere gelmek istiyormuş. Sanırım kız bunu söyledikten sonraki aha manyak lan bu bakışımdan oldukça rahatsız oldu Ama haksız mıyım dostlar siz söyleyin sen Finlandiya’da eğitimi bırak Marmara’ya gel. Yok oldu olacak bi de Asena ol AQ
Neyse dediğim gibi burada yılbaşı kutlamaları oldukça uzun sürüyor. İki gün önce de yine bir ev partisinde Eski yeni yılı kutladık. BU eski yeni yıl bizim hicri takvime göre yeni yıl gibi bir şey yani bunların kullandığı eski takvimdeki yeni yılmış. Adamlar bir şeyleri kutlamaya yer arıyor resmen ya Benim doğum günüm de kadir gecesiymiş ben de her kadir gecesi doğum günü partisi istiyorum şöyle bol alkollü hediyeli mediyeli ama kimse yapmıo Gurbet ellerden size ince bir sitem yollayayım bari
Neyse yılbaşı muhabbetini kapatıp biraz yeni mekanlardan bahsedeyim sizelere. Bu yazmadığım notlar sırasında üç tane yeni mekan daha gördüm. Jeuravinka, Şayba ve Alcatras.
Bu mekanların özellikleri acaip ucuz olmaları (malum artık para bitti) ve ucuzluklarına rağmen güzel olmaları. Jeuravinka Türkler tarafından işletilen bir mekan olduğu için içeride tanıştığınız insanların Türkler’den nefret etme sorunu ile en az karşılaşacağınız yer aynı zamanda. Buraların da girişi hafta sonu 15-20 milyon civarında hafta içi yarı fiyatına düşüyor sanırım. Ama içeride bir şişe votka, bir şişe şampanya açtırıp bir de meyve tabağı söylediğinizde ve bir de sürahi portakal suyu aldığınızda ki bunlar üç kişiyi çok güzel sarhoş yapıyor. Ödeyeceğiniz para 45 milyon. Yani 30 milyona güzel içki içiyorsunuz ayrıca gece kulübünde takılıyorsunuz. Hafta sonları bu mekanlarda çeşitli dans ve striptiz şovları oluyor ancak masa kapmanız için biraz erken gitmeniz 11 30 gibi orada olmanız gerebilir özellikle Juerevincada. Juravinka’nın bir diğer özelliği ise spor giyim dolayısıyla çok geri çevrilebiliyorsunuz bu nedenle mümkünse hafif spor gözüken bir takımla gitmek (bu İtalyan stili oluyormuş) en mantıklısı. Tabi şansınıza güveniyorsanız 5 milyon ile bu mekanın kumarhanesinde rulet oynayıp ondan giriş paranızı çıkartmaya çalışabilirsiniz. Biz bunu bi kere başardık ama genelde o beş yada 10 milyonu da kaybediyoruz Gerçi yine de sanırım toplamda kardayız.
Bu coğrafyada nasıl bu kadar çok fahişe çıktığını da artık anlayabiliyorum. Buradaki kızlarda Taksiye para verme, yemekte kendi hesabın ödeme kendi içkisini ısmarlama diye bir kültür yok. Yani size deli gibi aşık olmuş bir kız bile olsa yine de sizin her şeyi ısmarlamanızı bekleyecektir. Hatta bu durum bazı kızlarda öyle bir hal alıyor ki arkadaşlar kızlar geleceği zaman dolaptaki içki ve yiyecekleri dahi saklıyor Ayrıca burada mesela sık görülen bir şey fahişe olmayan kızların bile para karşılığı birlikte olmayı seçebilmesi. Özellikle buraya tatil yapmak için gelen kızlardan bu talebi duyabiliyormuşsunuz. Ben bir örneğe rastladım oldukça komikti. Kız size önce sizden ne kadar hoşlandığını söylüyor ve birlikte olmak istediğini söyleyip iki seçenek sunuyor. İstersen yarın yemeğe çıkalım dansa gidelim sonra birlikte olalım ama bu sana 80 milyona patlar diyor onun yerine bu gece birlikte olalım sen de bana bir 30 milyon verirsen benim de tatil masrafım düşer diyor. Gerçekten enteresan insanlar. Buradaki arkadaşlık sitelerinde finansör arıyorum. Tatilimi finanse edecek birini arıyorum (seks mümkün) gibi opsiyonlar varmış arkadaşlar anlatınca inanmamıştım ama kendi gözümle gördüm. Yani gerçekten üzücü görüntüler eski bir Sovyet ülkesi için sanırım diyecek başka bir şey yok.
Bu arada sonunda ev tutmayı başardım ve o iğrenç yurttan kısmen de olsa kurtuldum. 500 dolara merkezde full eşyalı 3 oda ev bulduk. Burada emlakçıya gidiyorsunuz 100 dolar veriyorsunuz o size 4 er 4 er bulana kadar ev adresi veriyor sonra onlara kendiniz gidip eve bakıp ev sahibi ile anlaşmaya çalışıyorsunuz. Tabi bunun için Rusça bilmek gerekiyor Türkmen kızlar sağ olsun.
Burada tüm kızların ismi Lena, Maşa, Olga veya Julia. Benim couchsurfingten tanıştığım üç beş arkadaşın üzerine arkadaşların da çeviri yaptırmak için telefonuma kaydettikleri isimlerden sonra bu her isimden neredeyse 5 tane numara var. Mesajların kimden gelip kime gittiğini ben de bilmiyorum her şey çok karıştı. Bu tercümanlık işinden de sıkılmaya başladım. Romantik mesajları tercüme ederken çok gülüyorum ama gecenin bilmem kaçında seni özledim die mesajla uyanıorum hem de bu mesajlar ne bana gelmiş oluyor ne de atanları tanıyorum valla kötü oluyor.
Neyse şimdilik aklıma gelenler bu kadar. Birkaç kısa not daha yazıp bitireceğim.
- Burada bir arkadaşım bana köyden eski Sovyet kitapları getirdi. Ne kadarını Türkiye’ye taşıyabilirim bilmiyorum ama aralarında çok güzel şeyler var. Hele bir tane İngilizce öğrenme kitabı vardı o tam bombaydı ama onu geri aldı bulabilirsem ondan alacam bir tane. İçinde Lenin’in, John Reed’in basitleştirilmiş yazıları ve anılarıyla filan ders kitabı yapmışlar. İngilizceyi Avrupa ve Amerika’daki gençlik hareketlerini okuyarak öğreniyorsunuz. Oldukça güzel bir kaynak İngilizce ders vermek için.
- Buradaki bir arkadaşım beni yüzmeye çağırdı ben de hemen kabul ettim. Ancak bunun dini bir şey olduğunu gelmezsem anlayacağını söyledi ben de sorun değil yeni kültürleri tanımak benim için bir zevk diye entellik yaptım. Psikopatlar 19 Ocak’ta buzlu nehir ve göllere girip yüzecekmiş. Bana bunu söylememişti şimdi götüm götüm kaçacak yer arıyorum. 19 Ocak’a iş koymam lazım:P
- Bu arada kaldığım evde neredeyse tüm Rus klasikleri var. Buradan da Çernişevski’den Nasıl Yapmalı’yı çalmayı düşünüyorum.
- Arkadaşa annesi Türkiye’den kavurma yollamış. Acaip özlemişim bir de rakı olsaydı benden mutlusu yoktu neyse artık Türkiye’de yer içerim
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)