Bu hafta boyunca yurttan pek çıkamadığım için bu not biraz vasat olmuş olabilir. Zamanı kısıtlı olan insanlar (kimse artık onlar) için bu uyarıyı baştan yaptıktan sonra nota devam edeyim.
Nedense Belarus’u daha derinlemesine tanımak için oldukça çekingen ve tedirgin davrandığım hissine kapılıyorum. Buraya geldiğimden beri çok fazla gece kulübüne ve kumarhaneye gitmemem kendimi sorgulamama yol açtı. Şimdi kumarhane deyince aranızda korkmuş olanlar( ailemden ) olabilir ama ileride kumarhaneleri biraz daha anlatınca içiniz rahatlayacaktır diye umuyorum. Her neyse genel olarak bütün haftam yurtta geçtiği için anlatmaya yurt yaşamından başlıyorum.
Belarus’a ilk geldiğim gün yurdu gördüğümde ne kadar gerildiğimi ve burada yaşanamaz dediğimi daha önce yazmıştım. Şimdi yurda alışmakla beraber yurdun kimileri için ne kadar bulunmaz bir ortam olduğunu da fark etmeye başladım. Gerçekten pis olan bu yurt aslında Rusça pratik yapabilmek için ve yeni insanlarla tanışabilmek için güzel olanaklar da barındırıyormuş yalnız tek zorunluluk biraz girişken olmak.
Yurtta yemek yaparken, dolaşırken vs. insanlarla tanışabiliyorsunuz. Tek yapmanız gereken selam vermek ve İngilizce konuşmamaya çalışmak. İngilizce konuştuğunuz anda insanların büyük bir kısmı bilmiyorum diyerek yanınızdan uzaklaşıyor ancak çat pat Rusçanızla selam verirseniz en somurtkan insanlar bile sizinle konuşuyor, tabi dediklerini anlayamıyorsunuz ama bu konuda da yardımcı oluyorlar ve ders çalıştıracak insanlar bulabiliyorsunuz. Tabi bunları ben çok yapabildiğimden dolayı yazmıyorum ancak bu şekilde tanıştığımız birkaç kişi oldu ve bunlardan düzenli ders alan arkadaşlar var. Tabi buraya çapkınlık yapmak niyetiyle gelenlerin insanlarla tanışmak için artı motivasyonu olduğundan bizden bir adım önde başlıyorlar.
Tabi bizim yaptığımız gibi sarhoş olduktan sonra başka kata üzerinde görevli yazan kartlar hazırlayıp gürültü yapan kızları azarlayarak da eğlenebilirsiniz. Ancak bunu yaparken bizim yaptığımız gibi kelimeyi yanlış yazmamaya dikkat edin yoksa çok pis dalga geçiyorlar
Bu arada bir sabah kalktığımda yarı çıplak kızları duvarları silerken gördüğümden bahsetmiştim. Yurtlarda düzenli olarak okul yönetimi ve eğitim bakanlığı tarafından kontroller gerçekleştiriliyor ve bu kontroller sırasında yurdun temizliği, yaşanılabilirliği vs denetleniyor. Tabi işin ilginç yanı bu kontrollerin önceden haberli olması dolayısıyla herkese odasını temizlemesi yönünde talimat veriliyor hatta yatağınızı toplamadığınız için azarlanabiliyorsunuz. 24 yaşında artık azar işitmek istemediğim için hayatımda ilk kez yatağımı topladım ben de Yalan söylemeyim ilk kez değil bir de Jan amca kızmasın diye Efelerin evde toplamıştım.
Bu arada yurdun pisliği bizim yani yabancıların kaldığı katlara dair bir problem galiba. Bu odalarda 6 ay gibi kısa dönemli kalındığı için odalar genelde dağınık ve pis oluyor ancak üniversite okumaya gelen Rusların veya Türki cumhuriyetlerden gelen öğrencilerin odaları oldukça temiz. Tabi bunu yurt yönetimi değil kendileri yapıyor ancak ücretsiz konaklama olanağının herkese sağlandığı bir ülkede bu kadarının öğrenciden beklenmesi de çok ters değil sanırım. Gerek bu nedenle gerekse siyahi öğrencilerin pişirdikleri yemeklerin kokusu yüzünden bizde yemekleri Rusların katında yapmaya karar verdik. Yemek pişirmenin bu kadar zevkli olduğunu daha önceden fark etmemiştim:P Bu arada yurtta kalanlar genel olarak Belarus’un köylerinden geliyor onlardan Rusça öğrenince umarım bizim Lazların filan Türkçeyi konuştuğu gibi konuşmayız
Bu arada yurtlara içki sokmak yasakmış galiba bunu elimde şarap şişesiyle yurda daldıktan sonra öğrendim ama yurttaki babuşkalar genelde bir şey demediği için problem olmuyor. Bir de buradaki alkoller bir garip. İthal içkiler dışında her şey çok ucuz. Orta kalite bir şarabı Türkiye’dekinin yarı fiyatına almak mümkün, ancak votkaları oldukça garip. Çok fazla çeşit votka var ve büyük çoğunluğu oldukça ucuz. Sanırım bunlar bizdeki boğma rakı muhabbeti gibi hazırlanan votkalar belirli bir standardı yok. Oldukça sertler ve nedense 4-5 shot votka içtikten sonraki sabah uyandığımda kafamın arkasında bir uyuşma oluyor. Sanırım kulak ağrısı sandığım mesele de bu olabilir :P Çünkü sadece votka içtikten sonra ağrıyan bir kulak, kulağa garip geliyor.
Dediğim gibi çok fazla dışarı çıkmadığım için gece hayatına dair anlatabileceğim fazla bir şey kalmadı. Gündüz yapılacak “önemsiz” faaliyetlere dair şeyleri de notun sonunda kısa kısa geçeceğim.
Geçtiğimiz notta biraz kumarhanelerden bahsetmiştim. Henüz büyük bir kumarhaneye girmedim ama arkadaşların anlattığına göre biraz profesyonel davranarak içeride çok az para harcayarak yada ufak miktarda para kazanarak takılmak mümkün gözüküyor. Tabi büyük lüks kumarhanelere zaten kapıdan girmeniz, giyiminize veya geldiğiniz arabaya bağlı ancak büyük masaların da olduğu küçük makinelerin de olduğu kumarhanelerde ücretsiz içki ve kanepe servisi bulunuyor. Böyle bir kumarhanede 10-20 bin ruble ile (5-10 milyon ediyor) bir saat takılmanız mümkün. Eğer kumar tutkunu değilseniz rulet masasından bu parayı ikiye katlayarak çıkma ihtimaliniz de yüksek ama tabi iki katı da pek bir şey olmuyor. Bu sırada içtiğiniz votka da yanınıza kar kalıyor. Verilen bir tavsiye içeride gayet cool davranmanız ve bilgisayarda yatırdığınız para gözüken kısmı kolunuzla kapatarak kameralardan saklamanız. Eğer çok az para ile oynadığınızı görürlerse bir dahaki gelişinizde almayabilirlermiş ama o kadar dikkat edeceklerini de pek düşünmüyorum açıkçası. Neyse kendim gittikten sonra daha detaylı anlatırım. Korkmayın canım en fazla 30 bin ruble ile giderim yani 15-20 milyon. Anne valla yolladığın paranın hepsini 13 numaraya yatırmııcam:P (Keşke bu adresi aileme vermeseydim:P şaka şaka)
Her neyse gece hayatına dair verilen bir diğer tavsiyede hafta içi orta kalite mekanlara takılmak. İçerisi kalabalık olmasa da 60-70 kişi oluyormuş ve giriş 5 milyon civarı bir paraya denk geliyor. Neyse bunu da takıldıktan sonra yazacağım.
Bu arada şehre ilk geldiğinizde hissettiğiniz “tüm kızlar manken lan burada” hissiyatı bir iki hafta sonra yavaş yavaş ortadan kalkıyor. Uzun boylu, sarışın, mavi gözlü ve çok düzgün fizikliler ama bazılarının yüzleri çirkin olabiliyor:P Yani ortalama olarak dünyanın en güzel ırkı ama %30-40 ı manken olamaz kanımca Bir de ilginç bir detay, bazı kızlarda bıyık modası olması. Arkadan gördüğünüz mükemmel fizikli topuklu ayakkabı giyen son derece şık bir kız size yüzünü döndüğünde haftalardır almadığı bıyıkları ile gülümseyebiliyor. Bu durumun sebebini henüz çözemedim bir açıklaması varsa öğrenmeye çalışacağım.
Bu arada burada tanıştığım insanlar ve gördüklerim büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Yıllarca yok Robert’te okuduk üniversite bitince süper iş bulacağız vs. diye düşünüp 2 ay iş bulamayıp buraya geldikten sonra insanların turizm sektöründe kazandıklarını duyunca gerçekten dudağım uçukladı. Tur rehberleri, deri dükkanında, kuyumcuda, spada vs. çalışan bilgi veren personel 6 ayda 40-50 milyar civarı para kazanıyorlarmış hem de neredeyse hiç masrafları olmadan lojmanda kalarak bunu yapıyorlarmış. Tamam, gözümü para hırsı bürümedi ama sadece Almanca ve Rusça öğrenip güzel şartlarla çalışabilecekken 25 yaşına kadar okuyup iş bulabilecek miyiz acaba diye düşünmek gerçekten sinir bozucu oldu. Bakalım artık belki turizmde iş bulurum da gelirsiniz artık yanıma Antalya’ya.
Fazla uzatmadan Belarus’a dair birkaç kısa bilgi ile notu bitireyim
- Şehrin her yerinde tiyatro, sinema, müze ve kütüphaneler var. Gerçekten kültürel olarak çok zengin bir şehir ama tabi buraların çoğunun işinize yaraması için Rusça bilmeniz gerekiyor. Zaman yaratabilirsem bir bakacam ne var ne yok diye( çok meşgulüm:P). Bu arada sinema acayip ucuz gündüz 2 akşam seansı 3.5 milyona denk geliyor.
- Sağlık sistemi aşırı iyi. Hastalandığınızda hastaneye telefon ediyorsunuz ambulans gelip neyiniz olduğuna bakıyor ve ilgili hastaneye sizi götürüyor.
- Bir tramvay bileti aldım 30 krş a 10 keredir biniyorum kimse bir şey sormuyor. Tabi sadece deneme amaçlı yaptım bunu yoksa zaten bedava gibi tramvay.
- İnsan konuşulan dili bilmediği bir memlekette ne olursa olsun yalnızlık hissediyor. Ben bu moda girecek adam mıydım cennet lan burası diyor.
3 Aralık 2009 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
ohhh içki kumarhane oğlum bunun sonu neye varır
YanıtlaSil