Arkadaşlar bu notta hafta içi gece hayatının nasıl olduğundan ve orta kalitedeki kumarhanelerin atmosferinden bahsedeceğim demiştim ancak bazı aksaklıklardan dolayı bunu ertelemek zorunda kaldım. Hoca Rusçamızı çok ileri bularak birkaç arkadaşı bir aylığına daha ileri bir sınıfın derslerine sokmaya başladı. Bu nedenle 12 de başlayan derim sabah 8 de başlıyor ve arayı kapatmam için ders çalışmam gerekiyor. Sanırım yılbaşından sonra hafta içindeki gece hayatına dair detayları size verebileceğim, kim bilir belki daha da erken veririm. Bu arada fark ettim ki ben de baya inekmişim.
Son notu yazdıktan sonra gelen tepkiler eve kapandığım ve yeterince önemli detaylara dair haber veremediğim yönündeydi. Bu eksiği telafi etmek için cumartesi gecesi dışarı çıkmaya karar verdim. Ancak gene aynı mekana gittiğim için anlatabileceğim pek fazla bir şey yok. Yalnız kıskançlık olayının bu topraklarda gerçekten de var olmadığına bir kere daha şahit oldum. Nedendir bilinmez sevgilisi olan kızlar sürekli bana sarılıp dans etmeye çalıştı ve sevgilileri de bunu pişkin pişkin sırıtarak izledi. Ertesi gün üzerine uzun uzun düşündük ama çözemedik.
Gece barlarda veya diskolarda eğlenirken sizinle kavga etmek isteyen yabancılarla her an karşılaşabiliyorsunuz. Özellikle Türklere karşı bazı insanlarda bir düşmanlık olduğundan önce de bahsetmiştim. Ancak buradaki kavga başlatma yöntemleri Türkiye’dekine göre çok daha uygar ve insancıl. Mesela Türkiye’de sıklıkla uygulanan omuz atmak veya ne bakıyorsun birader demek gibi yöntemler burada çok ilkel bulunduğundan uygulanmıyor. Burada kavga teklifi daha düellovari geliyor. Karşınıza geçen bir grup genç elini yumruk yaparak diğer avucunun içine vuruyor ve size gülümseyerek mojna diyorlar. Sanki kavga etmeye değil de dans etmeye çağıran bu gençler Het (hayır) cevabını aldıktan sonra peki deyip uzaklaşıyorlar. Sanırım burada Berker bile barda kavga çıkartamaz Burada tanıştığımız birkaç kız size küfür eden olursa bezperspektifnak deyin kavga istemiyorum anlamına geliyor dedi ancak bunu yarılarak söyledikleri için çok güvenemedik.
Şehrin her yanında irili ufaklı kumarhaneler olması insanda kumar oynama isteği yaratıyor. Yurda bir gün sırıtarak elinde kazandığı 50 bin ruble ile gelen arkadaşınız bir dahaki gün 70 bin kaybetmiş olarak gelebiliyor. Küçük meblalarla oynandığı sürece zevkli olacağına inanıyorum. Yukarıda bahsettiğim nedenlerden dolayı henüz kumarhaneye gidemedim ama yurttaki poker turnuvalarında herkesin parasını cebinden aldım. Ülkede çok sayıda bozuk para olduğu için poker oynarken fişe ihtiyaç duymadan ortaya para koyabiliyoruz ama tabi bunun kötü sonucu da 6 saatlik poker maratonundan sadece 7 bin ruble (4 milyon) kazanarak çıkmış olmam oldu. Aynı başarıyı kumarhanede de yakalarsam artık Türkiye’ye bir Corvettele dönerim herhalde.
Bunun dışında bir de filme gittim. Daha önce bahsetmiş miydim hatırlamıyorum ama sinema burada çok ucuz. Gündüz 2 milyon akşam seansı ise 3.5 milyona geliyor. Antikiller diye bir aksiyon filmine gittim. Filmlerin dili Rusça olduğu için en az konuşma en çok dövüş sahnesi olanı tercih ettik tabii ki de (bu da gündüz yapılabilecek etkinlikleri de yaz diyen arkadaşlara ince bir sitemdir umarım bunu anlarlar). Film Luc Besson filmleri tarzında bir aksiyon komedi filmiydi. Oldukça eğlenceliydi eminim konuşmaları anlasam daha da eğlenceli olabilirdi. Sanırım Rusların veya Avrupalıların yaptığı aksiyon filmleri Hollywood’dan daha iyi oluyor çünkü komedi ögesinin bokunu çıkartıyorlar ve filmi izlerken yarılıyorsunuz. Sinemalara dair ilginç bir detay daha vermem gerekiyor. Şehre geldiğiniz andan itibaren dışarıdaki soğuğa rağmen tüm kapalı mekanlar yanıyor ve t-shirt üstüne montla filan dolaşıyorsunuz. Bunu sakın sinemaya giderken yapmayın. Kocaman sinema salonunda hiçbir ısıtma yoktu ve herkes filmi montla izliyordu. Sanırım paltosunu vestiyere verip kazakla film boyu titreyen tek sivri zeka bendim. Benden söylemesi.
Dil öğrenmek için Belarus’a geldiyseniz ve çapkınlık yapmak istemediğinizden dolayı Rus kızlarla tanışmayı zorlamıyorsanız en iyi seçeneğiniz Türkmenlerle takılmak olacaktır. Gerçi Ruslarla tanışmak da oldukça kolay. Örneğin geçen gece bornozla kapıda kalan iki kızı donmaktan kapılarını kırarak kurtardık ( bu arada yurtta kırdığımız 3. kapı oldu) bunun üzerine kahve içip Rusça pratik yaptık bunu notun sonunda anlatacağım. Her neyse Türkmenlerle ders çalışmak daha kolay ve az buçuk Türkçe bildikleri için de daha iyi anlatabiliyorlar. Gerçekten teke tek ders almak dilin çok hızlı ilerlemesini sağlıyor bu nedenle altı ayın son iki ayı düzenli ders almayı düşünebilirim (yani anne paraları hazırla diyorum). Gerçi ders çok ucuz saati 5 ila 10 dolar arasında değişiyor. Okuldaki hocalar sanırım 10 dolara veriyor dersi. Ayrıca muhtemelen ömrünüzde hiç gülmediğiniz kadar gülebileceğiniz diyaloglarda yaşayabiliyorsunuz. Yazınca ne kadar komik olurlar bilemiyorum ama birkaçı şu şekilde gelişti. Bazı kısımları Rusçadan çeviriyorum bazıları ise Türkçe veya Türkmence.
- Sen Türkiye’de ne yapıyor?
- Ben yüksek lisans öğrencisiyim tez yazacağım ama zorlanıyorum.
- Sen tez yazamıyor, alla alla neden sen tez yazamıyor
- Kolay değil ki nasıl yazayım bir yıl uğraşmam lazım.
- Ben yazıyor tez ilkokuldan beri çok tez yazdı
- Nasıl yani ilkokuldan ( lan acaba sosyalizm mosyalizm bunlar iice aştı mı diye düşün)
- Bak ben böle tez tez (hızlı) yazıyor senin el mi sakat
Telefon çalar, arkadaş barda Rus bir hatunla tanışmış dediğini anlamak için bize konuşturtuyor tercüme etmemizi istiyor.
- Erdem ne dio lan bu karı amına koyacam şimdi
Ben de ne dediğini anlamadığım için Türkmen kıza veriyorum. Kız bir şeyler söyledikten sonra telefon kapanıyo
- Aneeee koydu
Dumur halde kıza
- Ne koydu
- Telefonu yüzüme koydu(kapattı)
Bir de konuyla alakasız ama anlatmadan geçemeyeceğim. Gittiğimiz mekanlardan birinde elimize bir broşür geçti. Bir mekanda köpük partisi olduğunu duyduk. Dışarıda hava eksilerdeyken köpük partisi gibi bir deliliğe kim gider diye düşünürken gidelim bir görelim diyerek yola koyulduk. Antalya ve Bodrum’da yaygın olan bu köpük partisini Belarus’ta yapmak kesin bir Türk’ün aklına gelmiştir derken daha da dumur edici bir olayla karşılaştık. Arkadaşın biri partinin detaylarını öğrenmek için içeri girdiğinde ya bu işte bir yanlışlık olmalı bu havada nasıl köpük partisi olur bir de girersek kesin zatüüre olurum diye düşünmekteydim. Arkadaş içeriden çıktıktan sonra ayakkabısına doluşmuş olan straforları dökmeye çalışırken bu köpük partisinin bizim bildiğimiz partilerden olmadığını ve dize kadar strafor parçalarının döküldüğü mekanda düzenlenen bir parti olduğunu fark ettik. Rusya’da mekanın içinde havai fişek atarak 100 kişiyi yaralayan organizatörlerin bir benzeri de burada straforları ateşe vererek bizi öldürmeye çalışabilir diye hızlıca uzaklaştık.
Burada insanın kazandığı en kötü özelliklerden biri aşırı cimrileşmesi oluyor. Bir yandan her şey Türkiye’ye göre ucuz diğer yandan ise para birimi Türk parasının yarısı kadar olduğundan duyduğunuz rakamlar kulağınıza çok gelmeye başlıyor. Marketten 75- 100 bin rubleye yapılan alışveriş (40-50 milyon arası) size bir hafta yetebiliyor ancak o yüz bin rubleyi vermek evlat acısı gibi koyuyor. Ayrıca 3.5 milyona bir şişe votka veya 2.5 litre bira almaya alıştıktan sonra Türkiye’ye döndükten sonra içmeyi bırakabilirim diye düşünüyorum. Cimriliğimin bir diğer kanıtı ise okul st. Petersburg’a gezi düzenliyor 3 gün konaklama dahil 120 euroya gelen bu geziye eminim Türkiye’de olsa mutlaka katılırdım ama orada harcayacağım para ile birlikte bu miktar neredeyse 1 aylık giderimi oluşturduğundan duyar duymaz reddetmek zorunda kaldım.
Buranın kazandırdığı diğer bir kötü özellik ise küfüre çok fazla alışmanız oluyor. Kimse dediğinizi anlamadığı için ve Türkiye’den gelen herkes erkek olduğu için sürekli küfür etmeye başlıyorsunuz. Arkadaşların iddiası askerde daha az küfür ettikleri yolundaydı. Sokakta yürürken yamuk bir tip veya çok güzel bir kız gördüğünüzde de bağıra bağıra küfür ediyorsunuz. Türklerin sıklıkla gezdiği merkezde 1 saate yakın beklerseniz en az on kere amına koyayım diyerek dolaşan Türklere rastlayabilirsiniz. Ancak bu alışkanlık belirli durumlarda tehlikeli olabiliyor. Örneğin Türkmen kızlar bize ders çalıştırırken zor bir şey gösterdiklerinde şimdi y…ı yedik diye tepki vermemeniz gerekiyor ama benim gibi hızlı söylerseniz anlamıyorlar. Diğer ilginç bir anekdotta şöyle gelişti:
Güzel kızlar olduğundan dolayı sekizinci katta yemek yapmak konusunda ısrarcı olan arkadaşı bezginliğimden dolayı inatla kendi katıma çağırdıktan sonra gelen arkadaş dışarıda platin sarı saçlı topuklu ayakkabılı bir kız görür ve şu şekilde konuşmaya başlar.
- Allah belanı versin şu kaknem karı için mi beni buraya çağırdın yukarıda neler var olm?
- Ne karısı olm kız mı var dışarıda.
- Ya olm var hem de bari bir şeye benzese gel yukarı çıkalım aşırı güzel hatunlar var böyle yamukta değiller
Dışarıdan bir ses gelir: - Allah belanızı versin e mi?
Evet arkadaş bu kadar hakareti Belarus’ta kalan tek Türk kıza yapmayı başarmıştır. Buradan çıkartılması gereken ders kızlar Belarus’a geliyorsanız saçınızı sarıya boyatmayın.
Herneyse yukarıda kapılarını kırarak kızlarla tanıştık demiştim (şimdi böyle yazınca bi garip durdu). Dışarıda kalmışlardı rica ettiler biz de kırdık. KArşılığında bize kahve yaptılar 2-3 saate yakın hiç İngilizce bilmeyen kızlarla sohbet etmeyi başardık ancak bu acaba Rusçamızın ilerlediğinden mi yoksa tarzanca da ustalaştığımızdan mıdır bilemiyorum? Çünkü artık gözlerimle tezgahtarlara ne istediğimi anlatabilecek hale geldim resmen. Her neyse nasıl olursa olsun ben Rusça konuşabilmeye başladığıma inandım umarım bu inancım değişmez. Yeni fark ettiğim birşey de gerçekten bizim yrudun büyük kısmının Belarus'un köylerinden geldiği. Dışarıda makyajlı görseniz taş gibi diyeceğiniz hatunun kolları kıllı ve beni dövebilecek kadar kaslı çıktı:) Yine ne varsa Türk kızlarında var diyerek belirli notkalara mesajlar yollayayım:) Zaten burada kızların durumu çok ilginç nedense tanıştığınız kızlara baktığınızda baya vasat gözüküyorlar ama bazen dışarıda bi kız görüyorsunuz sanki photoshopla üzeirnde oynayıp kontrast keskinlik ayarı yapmışlar konuyu önplana çıkarmışlar gibi duruyor. Hala çözemedim. Neyse...
Neyse not sanırım fazla uzadı biraz da sıkıcı olmuş olabilir ama kıt kaynaklarla çok eğlenceli bir hayat süremiyorum mazur görün veya para yollayın:P Bu arada gelmeyi düşünen veya burada okumayı düşünen arakdaşlar için ilk ayki harcama tablomu buraya döküyorum. Hatta gelip giderkenkini de döküyorum detaylı olarak.
Geldiğimden beri harcadığım para 150 dolar + 135 euro +150 milyon TL yani 650-700 arası bir parayı 1 ayda harcadım. Gerçi iki gecede restoranda tekila dolayısıyla 100 dolara yakın para harcadım ama sanırım orası şehrin en lüks yerlerinden biriydi, onun dışında iki kere gece kulübe gittim taksi parası ve mekanda içtiklerim dahil ortalama gecede 40 milyon oraya gidiyor. Bir de ilk 15-20 gün boyunca sürekli dışarıda yemek yedim ve dışarıda birkaç bira içtim ve tabi bardak çatal şu bu gibi şeyler aldım(gerçi onları toplasan 25-30 milyon ancak tutar) Bunlar düşüldüğünde 50 dolar+135 euro+ 50 milyona yani 400 milyona geliyor ama tabi buraya gelirken bunları tamamen düşerek hesap yapmayın derim. Gerçekten de sürekli yurtta yemek yapan bir insanın mutfak masrafı ayda 100 doları biraz geçer en fazla 150 dolar olur ancak burada gece hayatı o kadar güzel ve Türkiye’ye kıyasla ucuz ki insanı sürekli bir kere geliyoruz bu dünyaya psikolojisine sokabiliyor ama lüks restoranlardan kaçınıp haftada 1 hafta sonu bir kere de hafta içi kulübe gitmek en ideali gibi gözüküyor. Böyle bir durumda aylık 180 dolar sabit masraf üstüne haftada 60 milyonluk bir bütçe eğlenceye ayrıldığında 450 milyon yani 300 dolar asgari ideal bir meblağ olarak duruyor.
Okul ücretine gelince ben tek seferde 2850 dolar ödeyerek her şeyi dahil 6 aylık bir kursa geldim ancak geldiğimiz üniversite ve yurt Belarus’taki en kötüleriymiş gerçi hocamız çok iyi olduğundan artık bunu bu kadar sorun etmiyorum. 1700 dolara buranın en iyi dil üniversitesi olan MSLU’da 10 aylık kursa gitmek mümkün ancak genelde MSLU’nun yurtlarında yer olmadığından konaklamaya da bir bütçe ayırmak gerekiyor. Birinin yanında oda kiralamak 80-100 dolar arasında değişiyor ve yurt olanağı yoksa en iyi opsiyon bu oluyor ancak 200 dolara tek başınıza tek oda ev de kiralayabilirsiniz. Tabi bu 1700 dolara tercümanlık masrafları uçak bileti, vize işlemleri vs. dahil değil ama bunları kendiniz hallettiğinizde benim 6 aylık kursa verdiğim paradan yine de oldukça daha ucuza geleceği kesin. Türkiye’de 400 dolar danışmanlık ücreti alarak sizi istediğiniz okula kaydettirecek şirketler de mevcut.
Her neyse bunun dışında ben free shoptan 15 euro ya bir şişe rom aldım, 30 dolar ekstra bagaj ücreti verdim ama bunlar belki bir şekilde halledilebilir bilmiyorum yani bagaj ücreti en azından bir de her şey dahil denmesine rağmen 60 dolar da burada sağlık kontrolü için harcadık. Bu işin bana toplam masrafı ev kiralama ile birlikte 6 ayda 10 milyara mal olacak gibi gözüküyor belki biraz daha fazlaya. 6 ayın sonunda bakacağız eğer gerçekten öğrenebilmişsem bu o kadar da yüksek bir meblağ değil. Bu seferki not biraz sıkıcı olmuş olabilir kusuruma bakmazsınız artık.
11 Aralık 2009 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
yorum yok :)
YanıtlaSilErdem sanırım aynı zamanda aynı yurtta bulunduk. 8. katın müdavimi bendim. Bahsettiğin mutfakta geçen olayı da şimdi hayal meyal hatırladım. Üniversite BSTU (БГТУ), общежитие 4. Ama bir türlü çıkaramadığım senin hangi Erdem olduğun.
YanıtlaSil