18 Aralık 2009 Cuma

Belarus Notları 6

Evet arkadaşlar yeni bir nota başlarken bir uyarı yapmak istiyorum. Bu notlarda yazdığım her şey tamamen gözleme dayalıdır ve hiçbir şekilde benim kötü niyetli bir hareketimin ürünü değildir. Bu nedenle burada okuduğunuz şeyler ile ilginç yorumlar yaparak birilerinin sinirlerini bozmayın yoksa bu notlar sansüre takılabilir veya yayından kaldırılabilir.

--------Adult content------
Neyse gerekli uyarıları yaptıktan sonra nota devam edelim Daha önceki notlarda size Bela Viasa adlı mekandan bahsetmiş ve gece hayatına dair belirli notlar sunmuştum. Şimdi bunların hepsini unutun aslında Belarus’ta gece hayatı filan yok kızların hepsi çarşaflı ve zaten kıllı. Ayrıca hepsi evlenmeden olmaz diyormuş.
--------Adult content------


Neyse şakayı bir kenara bırakalım ama gerçekten de bugüne kadar anlattığım gece hayatının sadece bir bölümü imiş. Bela Viasa, Titan, Next gibi mekanlar daha çok Belarus’un zengin kesiminin takıldığı mekanlarmış. Bunun dışındaki gece kulüplerine doğru salınan arkadaşların anlattıkları ve benim yaşadıklarım üzerinden biraz daha gece hayatını sizinle paylaşacağım.

Parasızlık dolayısıyla daha ucuz bir mekana gitmeye karar verdik ve 10 bin ruble (5 milyon) tasarruf ettik. Ancak bu mekan diğerlerine göre oldukça daha eğlenceliydi. Kız erkek oranı %10 a %90’dı. Ortamı çok detaylı anlatamayacağım ancak genel olarak güzel dans edilebilen bir mekandı, tek kusuru ise içkilerin biraz pahalı olmasıydı. Gündüzleri bilardo ve bowling cafe olan bu mekanda geceleri dans sırasında striptiz şovları da vardı ve bilardo masaları bu anlamda oldukça güzel bir pist olanağı sunuyordu dansçı kızlarımıza Önceki hafta yılanla striptiz yapan bir kadın varmış ama ben onu göremedim gerçi yılan bu sıkar öldürür möldürür neme lazım iyi olmuş belki de görmediğim.

Her neyse bunun dışında gerçekten de Belarus oldukça yoksul bir ülke ve dışarıda karşılaştığınız Türkler’in bunu nasıl istismar ettiğini görebiliyorsunuz. Özellikle Belarus’ta daha kalitesiz mekanlara gittiğinizde uygun fiyata şampanya açıtrabiliyorsunuz ve masayı donattıktan sonra birçok kadının sizinle tanışmak için masanıza geldiği rivayet ediliyor. Doğruluk derecesi nedir bilmiyorum ama arkadaşlar fotoğraflı anlatıma geçtiği için ben biraz inandım. Bu durumu yedir içir Dobriy veçir (iyi akşamlar) diye özetliyorlar. Kendilerini kınıyoruz buradan.

Yurtta da ilginç manzaralarla karışlaşmanız mümkün oluyor. Özellikle hafta sonu geceleri odada toplanıp yüksek sesli müzik dinliyorsanız kızlar gelip votkanız var mı diye sorup takılmaya çalışabiliyor. Geçen arkadaşlarla otururken başımıza gelen bu tip bir olay aslında karar teorisindeki mahkum çıkmazının ne kadar gerçekçi olduğunu gösterdi. Mahkum çıkmazını uzun uzun anlatamayacağım ama temeli bir suçu işleyen iki mahkumun karşısındaki itiraf edecek korkusu ile birbirlerini gammazlayarak her ikinsin birden en ağır cezayı almasına yani güvensizliğe dayanıyor. Gecenin 2 sinde votkanız var mı diye 5 erkeğin arasına iki kız daldıktan sonra kızlarla kimin yatacağı tartışması kızların sıkılıp odadan çıkmaları ile sonuçlandı. Ben ve sevgilisi olan bir diğer arkadaş odadan çıkmış koridorda bekliyorduk ve öfleyen kızların odadan çıkma görüntüsü gerçekten çok komikti Siz siz olun yurtta kalırsanız tek kişilik oda tutun diyorum

Neyse bu kadar kız muhabbeti sanırım yeterli biraz da kendimin ne yaptığımdan buradaki hava koşullarından bahsedeyim. Öncelikli olarak burada hava -22 dereceyi buldu. Yolda yürürken burnunuzdaki sümükten göz yaşınıza kadar her şeyin donup teninize battığını hissediyorsunuz, camın altındaki dolaba koyduğunuz süt meyve suyu gibi gıdaları tüketmek istediğinizde çatal ve bıçağa ihtiyacınız oluyor. Yurttan verdikleri dandik battaniyeleri evden getirdiğiniz battaniye ile takviye etseniz bile götünüz donuyor. Bu nedenle öğrencilerin çoğu odaya elektrikli ısıtıcı alıyor ancak 2000 watt elektrik çekilen bu ısıtıcılar da tümü odalarda aynı anda çalıştırıldığından 5 dakikada bir yurdun sigortaları atıyor. Bir diğer mahkum çıkmazı durumu da burada mevcut. Tüm ısıtıcılar ilk seviyede çalıştırıldığında sigortalar atmıyor ama elbet birileri bu durumu bozuyor ve herkes donmak zorunda kalıyor. Ayrıca ısıtıcı olması yurtta yasak bu nedenle yurtta artık tüm kapılar olası bir aramaya karşı kilitli tutuluyor. Her kapı çaldığında bir tedirginlik durumu yaşanıyor.

Ben sabah 7 de kalkmak bu soğukta çok zor geldiği için eski sınıfıma geri dönmüş bulunmaktayım ancak Rusça öğrenmeye dair kendime güvenim büyük oranda sarsıldı. Yani alkolsüzken bu dili niye konuşamıyorum gerçekten hala anlayamıyorum.

Birlikte yaşama zorunluluğu insanları daha iyi tanımanıza yol açıyor. Lan ben buna kıl olurum dediğiniz yada çok artist bulduğunuz bir insanın bile aslında iyi biri olabildiğini gördüğümde çok şaşırmıştım. Sanırım stereotiplere çok boğuluyorum.

Aslında anlatacağım çok şey var ama hepsini bir sonraki nota saklıyorum. Zaman sıkıntım olduğu için bu notu biraz hızlı bir şekilde yazdım kusura bakmayın ancak aşağıda kısa anekdotlar ve bilgiler vererek burada yaşamı anlatmaya çalışacağım.

- Üniversite kızlar teklif ediyormuş diye kandırılan bir neslin bir evladı olarak, Rus kızları erkeklerin üzerine atlıyormuş lafını da mecaz sanırdım. Belki inanmayacaksınız ama dün buna kendi gözlerimle şahit oldum. Kız artık nasıl atladıysa çocuğun elini çatlatmayı başardı şu an o eli alçıda fotoğrafını çekebilirsem yükleyeceğim. Ayı yavrusunu severken öldürürün oldukça özgün bir türüne şahit oldum anlayacağınız.

- Buranın en ilginç bir özelliği ise kızların bir dönemin Refah partisinin işareti olan OK işaretini yapıp onay aldığı takdirde de sizi öpmesi. Çok ilginç bir durum ve bunu yüzde doksanı arkadaşça yapıyor. Tabiî ki böyle şeyler bize ters olduğundan ben izin vermiyorum ama ilginç bir görüntü. İçeriden aldığımız bilgilere göre Belarus’ta arkadaş kalmak öpüşelim ama sevişmeyelim anlamına geliyormuş.

- Buradaki insanlar oldukça ilginç, yurtta kaldığımız için genelde köylü kesimi hakkında gözlem yapabiliyoruz ama çok ilginç muhabbetler çıkabiliyor. 25 yaşında olan arkadaşa kaç kişi ile birlikte oldun diye soran kız 16 cevabını duyunca oha çok fazla ben toplasan 9-10 kişiyle anca birlikte olmuşumdur diyor. İşin ilginç yanı bu kızın 17 yaşında olması. Farklı kültür ne yaparsın.

- Yine içeriden alınan bir bilgiye göre burada kızlar 20li yaşların sonlarına kadar ciddi ilişkilerden uzak duruyormuş. Bu nedenle yemeğe çıktığınız ve hatta öpüştüğünüz, yattığınız vs. bir kız yolda sizi görünce sadece selam verip geçiyorsa buna şaşırmamalıymışsınız.

- Gerek yaşam kalitesi, gerek şehrin güzelliği, gerekse insanların zihin yapısı düşünüldüğünde gençlik yıllarımı Türkiye’de geçirdiğim için hafif bir iç burkulması yaşıyorum. Şu an her şey yarım yamalak geliyor ve Türkiye’de bıraktığım ortamları insanları çok özlediğimden buranın tadını alamıyor geri dönmek istiyorum (bizden geçmiş veya I am too old fort his shit) ama bunlar daha oluşmadan buraya gelseymişim sanki daha mutlu olurmuşum gibi geliyor ama insan hep elde edemediğini ister filan felsefesine girmeden tüm anne babalara buradan bir çağrı yapıyorum: “çocuğunuzun gençliğini Türkiye’de karartmasına izin vermeyin. Burada üniversite okuyup doktor vs. olması Türkiye’de dershanelere vs. dökülen paradan daha azına mal olur hem de cennet gibi bir hayat sürer.” Benden söylemesi.

- Ya bu ülkede komünist parti yok galiba. Ne internette ne şurada ne burada hiçbir şey bulamadım. Birileriyle tanışmak ve nasıl bir parti olduklarını görmek için konuşmak istiyorum ama bulamıyorum. Bakalım ne olacak. 1 Mayıs’ta da buradayım bakalım ilginç bir deneyim olacak.

- Yıl başına doğru buranın en büyük meydanlarından biri olan Oktoberskaya meydanını sulayarak dondurup kayak pisti haline getiriyorlar. Burada kayak kaymak çok ucuz ve herkes kayıyor. Keşke Türkiye’deyken öğrenseymişim(gerçi çok pahalıydı bizde de ya) şimdi kıçımı kırarım diye kayamıyorum da.

- Burada özellikle soğuklar başladığından beri yurtta sıkıntıdan ne yapacağımızı şaşırıyoruz. En son kendimizi yurttan okula giden duvara yedir içir dobriy veçer mi yazsak yoksa dobriy veçerim iyi geçiririm mi yazsak diye tartışırken bulduk. Bir de sonra şiir yazdık. Orhan Veli’den arak ama belki beğenirsiniz. Kendimi tekrar lisede hissettim. Sanırım on erkek birlikte yaşayıp yurttan çıkmadan takılmak insanın tek gündeminin karı kız muhabbeti olmasına yol açıyor. Son alarak aşağıdaki şiiri de okuyun valla haftaya başka şeyler yazacağım. SAvaş müzesinin filan yerini öğrendim orayı filan gidip gezeceğim. Gerçek.

Kim söylemiş beni
Nataşa'ya vurulmuşum diye?
Kim görmüş, ama kim,
Elena'yı öptüğümü,
Oktoberskayada, güpegündüz?
Yura'yı almışım da sonra
Next club’a gitmişim, öyle mi?
Onu sonra anlatırım fakat
Kimin bacağını sıkmışım tramvayda?
Güya bir de kumarhaneye dadanmışız;
Kafaları çekip çekip
Orada alıyormuşuz soluğu;
Geç bunları, anam babam, geç;
Geç bunları bir kalem;
Bilirim ben yapmadığımı

Ya o, Saşa'yı sandala atıp,
Ruhumda hicranın'ı söyletme hikâyesi?

2 yorum:

  1. Belarus'ta iki komünist parti var, biri hükümeti destekleyen biri mecliste olmayan:

    http://www.comparty.by/ bu sanirim hükümette olanin web sayfasi.

    digeri adini birlesik sol partiye cevirmis, Belarusian United Left Party "Fair World or the Belarusian Party of United Leftists – A Just World, known until October 2009 as the Party of Belarusian Communists

    Emre

    YanıtlaSil
  2. Teşekkürler bu mesajı şimdi gördüm ararım bu partiyi.

    YanıtlaSil